bu gece hayatımda ilk kez birşey yaptım yine. dışarıdan göz lazımdı doğaçlamaları izlemeye. tesadüf ben de gittim. izledim. defalarca tekrarladılar, izledim. güldüm. sonra kendimi sahnede buldum. oyuna getirildim..ama artık çok geç.
az repliği vardı bana düşen karakterin. utandım sıkıldım derken içimden daha önce bilmediğim birşey çıktı sanki. ben değilim o da, kontrolüm dışında birisi beni konuşturuyor, mimik yapıyor, ellerimi kollarımı oynatıyor. hiç böyle hissetmemiştim. iyi geldi.
seni unuttum sanma. yine now,i love you more than ever diyesim var.
iyi geceler.
üç damla
bazen öyle oluyor ki onları görünce. bir çeşit insan var. içimden birşey kopuyor, heyecan basıyor, ağlayayazarsın öyle işte.acıma değil asla; yanlış anlama diye yazıyorum.
otobüste gördüm onu. ellerini gördüm önce. fotoğrafta görünüyor. kabacana. iş gören adam elleri. mavi şeritli takımın ceketinin içinde gri fermuarlı bir hırkası var. masmavi de gözleri var. böyle de telefon görmedim. böyle mavi. telefona bakıyor. benimle pek ilgilenmedi.
hastanede yine onlardan biriyle karşılaştım. sıradayım. sonuçları bekliyorum. bilgisayardan baktı. cumartesi girmişsiniz, sonuçlar yarın çıkacak dedi. o sıra adama baktım. bir elindeki kağıda bakıyo bir kadına, anlamamış gibi. iri yarı hafif koyu tenli koyu saçlı saç traşını yeni olmamış yarı sulu gibi koyu kahve gözleri var. o hafif sulanmış hali de galiba, ya da saflığında birşey var. anlamadı sandım. kadın da anlamadı sandı. anlamadı bakışı çaresizlik bakışı.yarın çıkar sonuçlarınız dedi tekrar. adam, çaresiz gibi, hafiften bir yarın dedi, sonra yanımdan geçiyordu ayıramadım gözlerimi bana baktı yarın yeniden mi geleceğiz yani diye söyledi geçti gitti. elinden alasım geldi ben gelirim.
otobüsteyim eve dönüyorum, biri daha tam önümde ayaktaymış. bi ses duydum böyle ne dediği çok anlaşılmayan.şirinevler dedi. baktım önümde ayakta duran çocuk konuşuyor. o da iricene taş çatlasın 15 yaşında. elleri büyük ayakları büyük kendisi büyük yüzü büyük böyle sanki dili damağına değiyor gibi değişik zor anlaşılır konuşuyor. nerden dedi arkamdaki ses. şirinevler dedi. neden dedi. ilaç aldım dedi çocuk. elindeki torbaya baktım. içini gösteren bir poşet var elinde. içinde gazeteye sarılılarak paketlenmiş iki üç şey var. bu zamanda kim ilacı gazeteye sarıyor ki diye aklımdan geçti. belki özel yapımdır, bilmem. hayrola? parmağım kırılmıştı ya onun için. şimdi nasıl? iyi.
durağa geliyoruz. ineceğim. keşke o otursa. ama ona bırakmazlar ki.
Laf Bukowski'den Açılmışken
Ben universiteye kadar okulun kutuphanesinden kitap almadim. Universitede de meslek kitaplariydi aldiklarim. Roman satin alinirdi cunku. Arkadastan bile almazdim. İmkansizlik nedir bilmedim. Birgun sordum Bukowski'yi nerden biliyorsun dedim. Lisede kutuphanede vardi dedi, oyle okuyodum iste. Seni dusunuyorum. Kitabin hala olmaz biliyorum. O cocugu da dusunuyorum. Sobali sinifinda, birkac sinif birarada. Kitap yok. Benim kutuphanem kitap dolu. Bosalttim. Hep o cocugu o kitabi okurken hayal ediyorum. Kutuphane anlamsiz kitap yigini. Okuyup elinde tutmak anlamsiz. Sagol hayatimi anlamsizliktan azicik kurtardigin icin. Yine sen vermistin, o kitapta okudum. Altini olesiye cizdigin cumleyi: yagmurda birakamayacagin hicbir seye sahip olma!
Hep aklimda. Buna kendi capimda ne kadar yaklassam o kadar iyi olsa gerek, en azindan niyet oysa. Burada: www.kardesokullar.com
Hep aklimda. Buna kendi capimda ne kadar yaklassam o kadar iyi olsa gerek, en azindan niyet oysa. Burada: www.kardesokullar.com
annemin bayram çılgınlığı
yaklaşık iki hafta kadar önce başlayan annemin bayram çılgınlığı nihayet bayramının birinci günü saat 13:15 itibariyle mutfakta sona erdi.
annem küçük televizyonun tozunun hala duruyor olmasından dertli olmakla birlikte genel olarak mutlu ve huzurlu ama yorgun ve bitkin halde mutfakta sandalyeye çökmüş oturuyordu.
mutfak duvarları ve dolapları silindi, halılar silindi, salon duvarları ve koltukları silindi, camlar silindi. vitrindeki herşey indirilip tozları alındı, avizenin parçaları sökülüp, silindi. banyo ciflendi, ev baştan aşağı kırklandı. baklava ve nihayetinde benim de elim değerekten yaprak sarma yapıldı.yetmiyormuş gibi, bu fasülye kalırsa bozulacak diye araya zeytinyağlı fasülye girdi.
dediğim gibi küçük televizyonun tozu,börek ve de yatağıma sereceğim beyaz örtü hala beklemede.
ellerine sağlık annem.
annem küçük televizyonun tozunun hala duruyor olmasından dertli olmakla birlikte genel olarak mutlu ve huzurlu ama yorgun ve bitkin halde mutfakta sandalyeye çökmüş oturuyordu.
mutfak duvarları ve dolapları silindi, halılar silindi, salon duvarları ve koltukları silindi, camlar silindi. vitrindeki herşey indirilip tozları alındı, avizenin parçaları sökülüp, silindi. banyo ciflendi, ev baştan aşağı kırklandı. baklava ve nihayetinde benim de elim değerekten yaprak sarma yapıldı.yetmiyormuş gibi, bu fasülye kalırsa bozulacak diye araya zeytinyağlı fasülye girdi.
dediğim gibi küçük televizyonun tozu,börek ve de yatağıma sereceğim beyaz örtü hala beklemede.
ellerine sağlık annem.
yalnızca 'teşekkürler' de bence artık
anki eğitim hayatımda en kritik noktadaki adam.karşılaştık.'çok şıksın' dedi hafiften bir soru edasıyla.'yok' dedim, 'dünden..geceden kalma aslında..dün geceden..neyse..'
nasıl bir insanım diyorum. teşekkür et değil mi? sadece 'teşekkürler' yeterli. oysa 'geceden kalma':
iltifat karşısında gerilme ve konuyu geçiştirme, sanki haketmiyormuşçasına bir utanma ve ezilmeyle karışık, 'aslında bugün özel birşey olduğundan değil böyle giyinmem, dün eve gidemedim, üstümde bu kalıverdi' cevap yığınının muhteşem birleşimi.
ey tüm lüzumsuz kelimeler! size diyorum! o dakika dilime üşüşmek zorunda mıydınız ha?
nasıl bir insanım diyorum. teşekkür et değil mi? sadece 'teşekkürler' yeterli. oysa 'geceden kalma':
iltifat karşısında gerilme ve konuyu geçiştirme, sanki haketmiyormuşçasına bir utanma ve ezilmeyle karışık, 'aslında bugün özel birşey olduğundan değil böyle giyinmem, dün eve gidemedim, üstümde bu kalıverdi' cevap yığınının muhteşem birleşimi.
ey tüm lüzumsuz kelimeler! size diyorum! o dakika dilime üşüşmek zorunda mıydınız ha?
artık kaybetmem mümkün değil..burada: lanetlenmiş kadınlar baudelaire
Diyebiliyorsan de bana, dehşetim, ruhum,
Yakışıksız, garip bir eylemde bulunduk mu?
Sen "meleğim!" dedikçe korkudan titriyorum,
Yine de dudaklarım gidiyor sana doğru.
Kalbimin sonsuza dek sahibi,
Kızkardeşim,artık tek düşüncemsin,
Öyle bakma yüzüme,beni yakacakları ateş ve cehennemim,
Günahımın ilki, ilk nedeni olsan bile
-"Kim söz edebilirmiş aşk varken cehnnemden?
Binlerce lanet olsun, o ilk hayalci kimse,
Lanet o budalaya, o dürüstlük satana,
Çözümsüz ve kısır bir sorunu benimseyip
Aşka dürüstlük denen saçmalığı katana!
Serin ile sıcağı, gündüz ile geceyi
Gizemli bir uyumda görmek isteyen bir kaz,
Bir işe yaramayan inmeli bedenini
Sevda denen o kızıl güneşte ısıtamaz!
Bu dünyada herkesin bir tek sahibi vardır!"
Çocuk birden acıyla haykırdı:
-"Duyuyorum,şu an tüm varlığımda, benliğimde derin bir
Uçurum açılıyor; kalbimdir bu uçurum!
Volkan gibi yakıcı -ve boşluk gibi derin!
Euménide’in, elinde meşale, kanına dek
Yaktığı bu ejderin, bu inleyen yüreğin
Kanmayan susuzluğu dinmiyor, dinmeyecek.
Kopalım bu dünyadan, perdeleri çekelim,
Dinlendirsin öpüşler yorgun yüreğimizi!
Derin göğüslerinde yok olmak, tüm dileğim,
Ve bulmak mezarların uzak serinliğini!"
-İnin, durmadan inin, ey acıklı kurbanlar,
İnin, sonsuz, ölümsüz cehennemin yolundan
Uçurumun dibine dalın, orda tüm suçlar
Kamçılanıp göklerden gelmeyen bir rüzgârla
Tek serin ışık sızmayacak mahzeninize
Ve işte, yarıklardan, sokak feneri gibi
Yanan kızgın mikroplar giriyor içeriye,
Korkunç kokularıyla kaplıyor gövdenizi
Yazgınızı kendiniz yazın, düzensiz ruhlar,
İçinizde kökleşen sonsuzluktan sakının!
-Dedi: "nedir düşüncen, ne dersin olanlara?
Hoyratça soldururlar, hippolyte, tatlı yürek,
İlk güllerin kutsal adağını o kaba,
O yaban soluklara asla sunmaman gerek.
Hippolyte, kızkardeşim, yüzünü bana dön sen,
Ruhumsun, her şeyimsin ve öteki yanımsın,
Kutsal merhem, çevir o yıldızlı gözlerini,
Bir tek bakışın bana yeter, ey tatlı bacım,
Daha loş arzuların kaldırıp perdesini
Sonsuz düşler içinde seni uyutacağım!"
Yakışıksız, garip bir eylemde bulunduk mu?
Sen "meleğim!" dedikçe korkudan titriyorum,
Yine de dudaklarım gidiyor sana doğru.
Kalbimin sonsuza dek sahibi,
Kızkardeşim,artık tek düşüncemsin,
Öyle bakma yüzüme,beni yakacakları ateş ve cehennemim,
Günahımın ilki, ilk nedeni olsan bile
-"Kim söz edebilirmiş aşk varken cehnnemden?
Binlerce lanet olsun, o ilk hayalci kimse,
Lanet o budalaya, o dürüstlük satana,
Çözümsüz ve kısır bir sorunu benimseyip
Aşka dürüstlük denen saçmalığı katana!
Serin ile sıcağı, gündüz ile geceyi
Gizemli bir uyumda görmek isteyen bir kaz,
Bir işe yaramayan inmeli bedenini
Sevda denen o kızıl güneşte ısıtamaz!
Bu dünyada herkesin bir tek sahibi vardır!"
Çocuk birden acıyla haykırdı:
-"Duyuyorum,şu an tüm varlığımda, benliğimde derin bir
Uçurum açılıyor; kalbimdir bu uçurum!
Volkan gibi yakıcı -ve boşluk gibi derin!
Euménide’in, elinde meşale, kanına dek
Yaktığı bu ejderin, bu inleyen yüreğin
Kanmayan susuzluğu dinmiyor, dinmeyecek.
Kopalım bu dünyadan, perdeleri çekelim,
Dinlendirsin öpüşler yorgun yüreğimizi!
Derin göğüslerinde yok olmak, tüm dileğim,
Ve bulmak mezarların uzak serinliğini!"
-İnin, durmadan inin, ey acıklı kurbanlar,
İnin, sonsuz, ölümsüz cehennemin yolundan
Uçurumun dibine dalın, orda tüm suçlar
Kamçılanıp göklerden gelmeyen bir rüzgârla
Tek serin ışık sızmayacak mahzeninize
Ve işte, yarıklardan, sokak feneri gibi
Yanan kızgın mikroplar giriyor içeriye,
Korkunç kokularıyla kaplıyor gövdenizi
Yazgınızı kendiniz yazın, düzensiz ruhlar,
İçinizde kökleşen sonsuzluktan sakının!
-Dedi: "nedir düşüncen, ne dersin olanlara?
Hoyratça soldururlar, hippolyte, tatlı yürek,
İlk güllerin kutsal adağını o kaba,
O yaban soluklara asla sunmaman gerek.
Hippolyte, kızkardeşim, yüzünü bana dön sen,
Ruhumsun, her şeyimsin ve öteki yanımsın,
Kutsal merhem, çevir o yıldızlı gözlerini,
Bir tek bakışın bana yeter, ey tatlı bacım,
Daha loş arzuların kaldırıp perdesini
Sonsuz düşler içinde seni uyutacağım!"
sabırtaşı
kırılacak hayal bırakmadın.
biraz ağır oldu galiba. hayal kırıklığı. hayal kurmazsan kırılmaz. yine ağır oldu.
hayal kurma demek sanki yaşama demek gibi mi? epey vahşi. ama ben bayağıdır seninle ilgili, aslında bir sürü şeyle ilgili hayal kurmamaya çalışıyorum.
peki beklenti diyelim düşünegeldiğim üzere. aramak mesela. beklenti. ben aradım, açmadın ya da duymadın. aramıcaktım. çünkü artık gelmeyen cevaplara tahammülüm yok. kendim için de aramadım zaten. artık duygusal aramalarım olmuyor. ne acı değil mi bir yandan canım istediği ve konuşmak istediğim için değil ancak bir bahaneyle arıyorum, onu da çekinerek. bir arasana demese aramazdım. geri aramaz biliyorum. ama gözüm telefona kayıyor. ilk yarım saat sinir bozucu bir beklenti yine. e belki duymamıştır bir ihtimal.. aramayacak adım gibi biliyorum ama bi umut işte, yine. sonra her boş telefon ekranına bakışta bir "gerizekalı!" sonra "sen benim sabrımı mı sınıyosun?" sonra "gerizekalı !".
aramadı.
beklentilerini çöpe at.
beklentisi olmayan insan insan olmaktan çıkar mı? yine mi çok abarttım?
hiç kimseden birşey beklemeyince buz gibi mi olursun, için buz mu keser soğukkanlılıktan?
yolda minibüste uyudum. uyandım. nerede olduğumu anlamadım pek. ne zamandı, seni aradım mıydı? gerçek miydi? keşke olmayaydı.
yırtarak son gücümle sana tutunmak istiyorum ben bence. olan o işte.
iyi geceler.
biraz ağır oldu galiba. hayal kırıklığı. hayal kurmazsan kırılmaz. yine ağır oldu.
hayal kurma demek sanki yaşama demek gibi mi? epey vahşi. ama ben bayağıdır seninle ilgili, aslında bir sürü şeyle ilgili hayal kurmamaya çalışıyorum.
peki beklenti diyelim düşünegeldiğim üzere. aramak mesela. beklenti. ben aradım, açmadın ya da duymadın. aramıcaktım. çünkü artık gelmeyen cevaplara tahammülüm yok. kendim için de aramadım zaten. artık duygusal aramalarım olmuyor. ne acı değil mi bir yandan canım istediği ve konuşmak istediğim için değil ancak bir bahaneyle arıyorum, onu da çekinerek. bir arasana demese aramazdım. geri aramaz biliyorum. ama gözüm telefona kayıyor. ilk yarım saat sinir bozucu bir beklenti yine. e belki duymamıştır bir ihtimal.. aramayacak adım gibi biliyorum ama bi umut işte, yine. sonra her boş telefon ekranına bakışta bir "gerizekalı!" sonra "sen benim sabrımı mı sınıyosun?" sonra "gerizekalı !".
aramadı.
beklentilerini çöpe at.
beklentisi olmayan insan insan olmaktan çıkar mı? yine mi çok abarttım?
hiç kimseden birşey beklemeyince buz gibi mi olursun, için buz mu keser soğukkanlılıktan?
yolda minibüste uyudum. uyandım. nerede olduğumu anlamadım pek. ne zamandı, seni aradım mıydı? gerçek miydi? keşke olmayaydı.
yırtarak son gücümle sana tutunmak istiyorum ben bence. olan o işte.
iyi geceler.
Umut
Bunu ilk defa yillar evvel ally mcbeal'de duymustum:
"I would rather regret the things i have done than the things i haven't done"
Bugun yeniden cikti karsima. Yine icimde ayni huzursuzluk. Yapmam gereken seyler vardi ve korkudan yapmadim mi acaba? Kesin oyle olmustur vari huzursuzluk. Yasamaktan kacmisimdir vari. Hala kaciyorumdur vari. Sana yapmadigim herseyde kaciyorumdur. Kaciyorumsa?
Evet korkudan yapmadigim seyler var. Neden? Zamana birak kendiliginden cozulsun diyen biri var iceride. Kendi kendini aldatiyosun diyen baskasi da var. Neden korkuyorum peki? Benden uzaklasirsin diye mi? Yoksa dusuncemden cikmana katlanamadigimdan mi? Ihtimalini hep korumak mi?
Galiba bu. Galiba ihtimalini yitirmek korkutan. Hic yoksa umudum varya simdi.
Hep denir ya kaybedecek neyin var, konus gitsin- yap gitsin diye..Galiba kaybedecek umudun var, ondan duruyorsun oylece.
iyi geceler.
"I would rather regret the things i have done than the things i haven't done"
Bugun yeniden cikti karsima. Yine icimde ayni huzursuzluk. Yapmam gereken seyler vardi ve korkudan yapmadim mi acaba? Kesin oyle olmustur vari huzursuzluk. Yasamaktan kacmisimdir vari. Hala kaciyorumdur vari. Sana yapmadigim herseyde kaciyorumdur. Kaciyorumsa?
Evet korkudan yapmadigim seyler var. Neden? Zamana birak kendiliginden cozulsun diyen biri var iceride. Kendi kendini aldatiyosun diyen baskasi da var. Neden korkuyorum peki? Benden uzaklasirsin diye mi? Yoksa dusuncemden cikmana katlanamadigimdan mi? Ihtimalini hep korumak mi?
Galiba bu. Galiba ihtimalini yitirmek korkutan. Hic yoksa umudum varya simdi.
Hep denir ya kaybedecek neyin var, konus gitsin- yap gitsin diye..Galiba kaybedecek umudun var, ondan duruyorsun oylece.
iyi geceler.
Insan bir yere kadar sefil olmalı
Hem hastayim hem aksam. En kotu kombinasyon. Dusuncelerin icinden cikamiyorum, konusamiyorum da.. Birini arasam.
Soylemem lazim sana. Kafamin ici yine bi dunya. Sanki konusan bir suru ses var ama hangisinin ne soyledigi belli degil. Soylemem lazim. En azindan en temizinden, bak demem lazim ben seninle artik karsilasaraktan degil sozleserekten gorusmek istiyorum. Ben seni artik aramak istiyorum. Ben, mesela bu gece oldugu gibi, seni gormeden artik bir gun bile gecirmek istemiyorum. En azindan bu kadari, kendime borcluyum bence. Insan bir yere kadar sefil olmali. Gerisi risk. Ya hep ya hic dedim ekin guldu:) Cok komik. Sanki ya hep varsin ya da konusursam gider misin? Gerci boyle de var misin ki? Boyle olacagina hic olmasin diyebilecek kadar cesur muyum?
Gecen gece evde dogal gaz kokuyor gibi geldi. Gaz mi kaciriyor ki diye dusunuyordum. Gazi kapadim. Yattim. Sonrasi icin bana psikopat de, ilahi de ne dersen de. Ne dusundum biliyo musun? Simdi olsem dedim, bu gece, neyi yapmis olmak isterdim? Ne icimde kalirdi diye dusundum.. Hindistan kalmazmis biliyo musun. Inanamadim, suraya da gidebilseymisim keske demedim.
Seni bir saraydim da demedim ilginctir veya opeyim.
Yalniz bilmeni isterdim dedim. Sana ne hissediyorsam bileydin.
Tek bu icimde kalirmis..
Ee peki simdi ne yani? Ne yapicam? Ne dicem? Ne zaman dicem? Ya da acaba diyebilecek miyim? Sonsuza kadar soru isareti yazabilirim suraya! Fuck!
Soylemem lazim sana. Kafamin ici yine bi dunya. Sanki konusan bir suru ses var ama hangisinin ne soyledigi belli degil. Soylemem lazim. En azindan en temizinden, bak demem lazim ben seninle artik karsilasaraktan degil sozleserekten gorusmek istiyorum. Ben seni artik aramak istiyorum. Ben, mesela bu gece oldugu gibi, seni gormeden artik bir gun bile gecirmek istemiyorum. En azindan bu kadari, kendime borcluyum bence. Insan bir yere kadar sefil olmali. Gerisi risk. Ya hep ya hic dedim ekin guldu:) Cok komik. Sanki ya hep varsin ya da konusursam gider misin? Gerci boyle de var misin ki? Boyle olacagina hic olmasin diyebilecek kadar cesur muyum?
Gecen gece evde dogal gaz kokuyor gibi geldi. Gaz mi kaciriyor ki diye dusunuyordum. Gazi kapadim. Yattim. Sonrasi icin bana psikopat de, ilahi de ne dersen de. Ne dusundum biliyo musun? Simdi olsem dedim, bu gece, neyi yapmis olmak isterdim? Ne icimde kalirdi diye dusundum.. Hindistan kalmazmis biliyo musun. Inanamadim, suraya da gidebilseymisim keske demedim.
Seni bir saraydim da demedim ilginctir veya opeyim.
Yalniz bilmeni isterdim dedim. Sana ne hissediyorsam bileydin.
Tek bu icimde kalirmis..
Ee peki simdi ne yani? Ne yapicam? Ne dicem? Ne zaman dicem? Ya da acaba diyebilecek miyim? Sonsuza kadar soru isareti yazabilirim suraya! Fuck!
Seni bana anlatiyorlar; inanamiyorum
Seni bana anlatiyorlar. Ne acayip degil mi?
Seni
Bana
Hem de seni bana.
Suc ortakligi geliyor ardindan. Belki suc ortakligi cok iyi bir kelime degil.
Ben susuyorum. Sen zaten susuyorsun. Bildigini biliyorum; hatta eminsin ki ben zaten seni coktan bildim.
Seni
Bana
Hem de seni bana.
Suc ortakligi geliyor ardindan. Belki suc ortakligi cok iyi bir kelime degil.
Ben susuyorum. Sen zaten susuyorsun. Bildigini biliyorum; hatta eminsin ki ben zaten seni coktan bildim.
Bir ask soyleminden parcalar 04* ve son
Okumayi biraktim. Icgudusel olan veya sandigim ve benim icin hala gizemli birkac his var epi topu, onlarin da bir anda genel gecer aciklamalarini okumak, butun gizemini oldurmekle kalmayip yuzeysellestirdi.
Son olarak 'uzaktaki'. Bugun yasayayazdigim 'bellek gerilimi'nin hatrina :
"yokluk: sevilen nesnenin yoklugu
bazi bazi uzakliga katlanabildigim olur..katlanilan bu uzaktalik(ayrilik) unutustan baska bir sey degildir. canli kalmanin kosuludur bu; oyle ya unutmasaydim, ölürdüm. arada bir unutmayan kisi olcusuzluk, yorgunluk ve bellek geriliminden ölür."
Muhtesem demis.
*Barthes s 21
Son olarak 'uzaktaki'. Bugun yasayayazdigim 'bellek gerilimi'nin hatrina :
"yokluk: sevilen nesnenin yoklugu
bazi bazi uzakliga katlanabildigim olur..katlanilan bu uzaktalik(ayrilik) unutustan baska bir sey degildir. canli kalmanin kosuludur bu; oyle ya unutmasaydim, ölürdüm. arada bir unutmayan kisi olcusuzluk, yorgunluk ve bellek geriliminden ölür."
Muhtesem demis.
*Barthes s 21
artis miyim ne? hem de fırilensinden!
freedom!..özgürlük!..liberté!(liberté epey iyiymiş aslında)..libré!(bu da iyiymiş..hatta buradan dalıp algeeria libré! algeeria libré! diye kendimi de seni de kaybedesim geliyor)
her neyse, bunlardan biri mi olsa yeni sanat eserimin adı diye günlerce düşünüp, bir türlü yayınlayamadıktan sonra burada oturmuş, balkonda ekin'e gösterip ben sanatçıyım bence yeaa!! diye yayık yayık gülüştüğümüz geldi aklıma.
esere karşıyız! klişeye açık ama bu kadarı da fazla. mükemmel olan sizin olsun defolular bizim! (ömrünü defolu standında geçirmiş biri edasıyla konuşmak da nerden çıktı??! bkz. ayfonumla emekçi bayramında yazısı)
iltifat
dün bana bir arkadaşım kendimle ilgili duyabileceğim en güzel şeylerden birini söyledi bence:
"o kendinden defolu" .)
"o kendinden defolu" .)
Hemhal
Zaman durmus gibi. Bana dogru ucan martiyi da gormesem sanki durmus. Camasir ipindeki mandal torbasi sanki o zamanin yavasligiyla senkronize donuyor. Agir cekim film gibi. Beni de kendi agir zamanina cekiyor. Saksiya dikili ruzgar gulu donmuyor. Hava ayni, gunes batmiyor sanki. Batmak uzere ama batmiyor. Ben duruyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)