Kar

Kar yağıyor. Sessiz ve sakin. İçimi yakar gibi yağıyor. Yolları kapadı. Bakmaya dayanamıyorum. Boğazım düğümleniyor. Sabaha kadar izle madem diyorum belki geçer. Yok. Bence bu güzellik fazla gelen. İçim taşacak sanki, o dayanamadığım.
Sessiz.
Oturdum izliyorum artık. Yapacak birşey yok.
Bence bu az görmekten değil. Onu düşündüm de. Az gördüğünden sebep sevmek değil. Kars'ta da yaşasam yine severdim ben seni biliyorum. Seni de severdim. Yine el ayak değmemiş yumuşacık yerine bırakıp kendimi, öylece sana karışmayı beklemeyi isterdim. Sessizce. Buz gibi. Yavaşlarken ben ve herşey. Seninle bir atmak isterdim. Biliyorum.

günaydın çalışmam

ışıl ışıl parlayan gözlerinle bakıyorsun yukarıdan. gözlerini almadan. kırmızıların arasından.
seni gördüm, kocaman bir gülümsemeyle bir günaydın dökülüverdi ağzımdan. GÜNAYDIN! dedim en coşkulusundan. nar çiçeğinden kırmızısından.

bir yıldız daha düşmüş

yıldız geceyi aydınlatır mı aydınlatan ay mıydı? 
yere bir yıldız daha düşmüş 
bu sefer aldım elime 
sımsıkı avucumun içinde 
batıyor sıktıkça 
bu yere düşmüş gördüğüm ikinci yıldız..
sen ay mıydın?

daphne | defne

daphne'ye.
apollo'yu sevmez dapne. annesi tanrıçaya yalvarır ki beni kurtar elinden diye apollo peşinde, kaçarken. tanrıça kızını duyar.
onu oracıkta bir defne ağacına çevirir.
ellerinin uçları yeşillenir. incecik parmakları incecik dalları oluverir defnenin.körpecik yapraklar ışkınlanır ellerinde.

öylece kaldım güneşe gölgeye yaprağa ota toprağa rüzgara öylece kalakaldım

Güneş yüzüme yüzüme geliyor. Hava açık. Bulut yok. Serin.
Hiç ses yok.
Azıcık rüzgar bir de daha dökülmemiş yaprakların hışırtısı.
Saçlarım.
İyice hafif kızıla çalan açık kestaneye döndüler artık. Gözümün önüne önüne tel tel uçuyorlar yavaşça. rüzgarla. Zaman yine durmak üzere.
Bir yandan da kirpiklerime vuran güneşin pırıl pırıl haleleri. Arada bir de nefesime karışan mis gibi limon çiçeği kokusu.
Hayat! Ne güzelsin böyle bir zamanda.





Su titriyor. rüzgara kapılmış.çimlerin üzerinde sürüklenen yapraklar.
tüm yavaşlığıyla seyrediyorken dünya.

Bu gece noel.

Hiçbir yere sığamıyorum. Sen yoksan ya da senin izin; senleyken yanımızda olan biri mesela ya da birlikte gittiğimiz bir yer vb. Arkadaşlarımlayken bile yerimden koparılmış gibi hissediyorum. Bir an evvel tanıdık topraklara tanıdık havalara dönme arzusudur kaplıyor içimi. Sığamıyorum hiçbir yere yanımda sen yokken.
Dün oldu. Bugün de oldu. Duramıyorum duramadım birine demem lazım diyecek kimseyi bulamadım. Burda kal ...(buraya adım gelecek) diyorum kendime sürekli burda kal, burda kal, kayıp gitme. Dinle insanları cevap ver. Gülümse. Nasıl böyle konuştuğuna kendin bile inanamadığın yüzeysel cevaplar ver.
Yok. Bitmiyor.
Atıyorum kendimi dışarı. Senin olduğun yere giderim. Görürüm bir ihtimal. Çok çok küçük o ihtimal. Yolda aklımdan geçen ilan-ı aşklar. Şu anda görsem. Napıyosun sen dese. Hiiç dolanıyodum. Aslında dolanmıyodum belki karşılaşırız diye sana bakınıyodum diyiversem. Gerisi ağzımdan dökülüverse. Yeter artık desem. Senden bi dakika bile ayrı duramıyorum desem. Anlatıversem bi solukta.
O gece bu gece mi yani diye düşünmedim değil. Görürsen konuş! Seviyosan git konuş be!
Sonunda geldim. Seni göremiyorum ama aynı havayı soluyorum, aynı müziği dinliyorum o an. Kendimi dışarı atmamla sonuçlanan panik azıcık sonlandı işte. Aynı yerde olmak rahatlatıyor içimi. Göremedim, görmüşle beraber artık.
Bugün noel. Heryerden sevgi akıyor sözleri çınlıyor. Sevgi beni büyülüyor.Hayatında noeli bilmemiş bir insanım. Bu gece azıcık bildim. Bildiğim işte, sevgi oldu. Sevilen sevildiğini bilmeli oldu.
Sevgim. Dolsa taşsa. Bencil olmasa. Ben seni çok sevsem. Sen beni çok sevsen. Aslında sevdiğimi desem. Bu gece desem. Ne güzel olurdu değil mi?

sabahın dördünde martılar ne çok ses yapar bilir misin?

Orada o kadar kişi var bunu söyleyen sen oldun. Ondan işte.
Uyuyamıyordum dedim. Sabahın dördü olur. Ne çöp kamyonunun gürültüsü kesilir sokaktan ne de bağrışan bazen kavga eden sarhoş adamlar. Uyuyamazdım. Bi de.. - martılar dedin. Aslında çok olmayacak birşey demedin ben bakakaldım yüzüne.
Evet dedim martılar.

Not: Ben seni çok özledim. Hasretlen öperim.

beni de bi arayan olsun

-Kaç gündür kulaklarını çınlatıyorum eşşek! dedi berberden kafayı uzatan genç hararetle
- Bi dahakine kulağımı çınlatcağına ara! dedi diğeri koştura koştura yürürken.

Esnemelere doyamam

Ağzımı da kapatmadım diye aklımın çook çok çok ucundan şöyle bir geçiyordu tatlı tatlı esneyerekten hızlı hızlı yürüyorum siz ne güzel esnediniz öyle dedi o sırada denk gelmiş yanımdan doğru yürüyen adam kocaman gülümseyerekten.
Kapüşonu indirip bir pardon edasıyla kocaman gülüyorum.)
O ne samimi bir laf atmaktır!

Sevmek zamanı

Otobüsteyim. İşten çıktığımdan beri, yok dün geceden beri aslında koltukta, yatakta, salonda, arkadaşlarla, nişantaşı'nda orda burda mırıldanıp duruyorum. Dün geceki yine biraz hüzünle karışık ama umut dolu.
Al aşkım beni yanına. Dalmışım sarhoşluğuna. Bir ömrü senle aşalım. Al uçur beni sonsuza.
Yıllar oldu. Çalışıyordum. Toplantıdaydık diyelim. Patronum birden şu şarkıyı söylemeyi keser misin konsantre olamıyorum dedi. Mırıldandığımın farkında bile değildim. Duyulduğunun hiç.
Bütün yolu gayet sesli söyleyerek yürüyorum bugün.
Sağol.


Kuşların gazeli

Uzaklara uçacağım.
Eğer peşimden gelirsen daha uzaklara uçacağım.
Eğer hala peşimden gelirsen dünyanın sonuna uçacağım.
Ve eğer oralarda karşılaşırsak yeniden sevdalanacağız.

Alıntı: batrayday(Josh Ku) yazmış
Çevirdim ben.

aşk olsun

arabesk gönlüm. ikidir rastlıyorum bu şarkıya , sen de yanımda.

mahrem

çıplak ayağına çorabını giyerken orada olmak. bunu düşünmüştüm, ilk kez önümden doğru paçalarını sıvamış yalın ayak kumsalda yürüyordun.
oradayken de yok gibi olmak yani, onu düşünmüştüm.
dün çıplak ayağına çorabını giyiyordun.üzerinde eşofmanın.üzerimde el örgüsü kazağınla eşofmanın. ordaydım, yok gibi.
bulaşık yıkarken, köpüklü elin dolabın kapağına değdi. çaktırmadan siliverdim elimle. süt ısıtıyorum arkandan önünden dolaşıp, kendimi eğliyorum.konuşuyorum arada. gündelik. bulaşık süngerini tencerenin içinde gezdirmeni izliyorum. bir ayağın halıyı hafiften toplamış altına dizinden hafif bükmüşsün gayri ihtiyari.
dünyanın en ciddi işini yapar gibi önünden doğru uzanıp musluğun altına koyuverdim süt tenceresini. sonra kaşığı da bırakıverdim içine ellerinin arasından.
sanki yıllardır orda, süt ısıtıyorum. sen bulaşıkta.
köpüklü ellerin kaldı aklımda.